27 Nisan 2010 Salı

Bükme
















Her ne kadar Afyon yöresine ait densede bükme Akşehirimin vazgeçilmez hamur işidir.Babaannem için yayınlıyorum cennette belki görüyordur :)

Malzemeler

1 su bardağı yoğurt
2,3 kaşık sirke
Tuz ve aldığı kadar su
Alabildiği kadar un
Yarım paket margarin
1 su bardağı sıvı yağ

İç malzeme

1 kilo kadar haşlanmış yeşil mercimek
1 bağ maydanoz
pulbiber,karabiber
Soğan


Yapılışı

Unu, 1 su bardağı yoğurt, 2,3 kaşık sirke, tuz ve aldığı kadar su ile kulak memesi kıvamında hamur yapıp hamuru dolapta yarım saat dinlendirin. Yarım paket eritilmiş margarini sıvı yağ ile karıştırın.Hamuru 2 ye ayırıp merdane ve oklava yardımı ile yarım cm kalınlığında açıp yağ sürüp kare şeklinde katlayın ve tekrar buzdolabına koyup dinlendirin diğer hamuruda aynı şekilde yapın. Dinlenmiş hamuru merdane ile açıp küçük kareler şeklinde kesin. Eğer hamur toplanıyorsa oklava ile biraz daha inceltip içine haşlanmış mercimek ve maydanoz karışımı koyup resimde görüldüğü gibi kapatın. Yağlanmış fırın tepsisine sıralayıp üzerine yoğurt ve yağ sürüp susam serpin. 185 derecelik fırında pişirin. Soğutmadan yemenizi tavsiye ederim. Afiyet Olsun...

Limonlu Haşhaşlı Kek

Biraz değişik lezzetler deneseniz :)

Malzemeler

1 su bardağı süt
1/3 su bardağı haşhas
1 yemek kaşığı limon kabuğu rendesi
1 bucuk su bardağı seker
2 yumurta
3/4 su bardağı sıvıyağ
2 su bardağı un
2 bucuk cay kaşığı kabartma tozu


Yapılışı

Süt, haşhaş ve limon kabuğu rendesini karıştırıp buzdolabında en az bir saat yada ertesi güne kadar bekletin.Yumurta ile şekeri iyice kabarana kadar çırpın.Sıvıyağı ince akıtarak çırpmaya devam edin.Sütü,Unu ve kabartma tozunu ekleyerek hamura yedirin. Cıvık bir hamur olacaktır. Yağlanmış, unlanmış kek kalıbınıza hamuru dökün.
Önceden ısıtılmış 175C derece fırında yaklaşık 45 dakika kadar pişirin.Pişerken fırının kapağını açmamaya özen gösterin,sönebilir. Afiyet Olsun ...

26 Nisan 2010 Pazartesi

Buğdaylı Kabak Salatası















Böylesini tatmamışsınızdır :)


Malzemeler

3 adet kabak
1 adet havuç
bir kase haşlanmış buğday
ceviz,isteğe göre baharat
Orta boy kuru soğan
3 kaşık mayonez
3 kaşık süzme yoğurt
Zeytinyağı

Yapılışı

Kabak ve havucu rendeleyip çıkan suyunu süzelim.Zeytinyağında soğanı hafif pembeleştirip kabak ve havucu ilave edip kavurmaya devam edelim.Sonra soğuması için bırakalım.Daha sonra bu karışıma buğdayı,baharatları,cevizi,yoğurdu ve mayonezi karıştırıp servis tabağına alalım üzerine biraz zeytinyağı dökerek servise sunalım.Afiyet Olsun ...


Kuş Üzümlü Kurabiye

Kurabiyeler nedense hep üzümlü yapılır birde kuşüzümlü deneyin bakalım :) Ben bu kurabiyeyi yaban mersini ile denedim tavsiye ederim doğrusu :)



Malzemeler

Yarım çay bardağı kuş üzümü
1 çay bardaği dövülmüş ceviz içi
1 çay bardaği şeker
1 çay bardaği süt
100 gr margarin
1 paket vanilya
1 paket kabartma tozu
Alabildiği kadar un

Yapılışı

Derince bir kaba tüm malzemeleri koyun. Malzemeleri iyice ezin. Alabildiği kadar un ilave ederek yumuşakça bir hamur elde edin.10 dakika hamuru dinlendirin.
Ceviz büyüklüğünde parçalar alarak avuç içinde yuvarlayin. Bunlari tepsiye dizin. 200derecede önceden ısıtılmış fırında pişirin.
Afiyet Olsun ...

Zeytinyağlı Taze İç Bakla

Taze içbaklanılan tam zamanı :) Kuzenimle Cunda'ya gitmiştik baktık ki kahvede herkes içbakla yiyor bizde merak ettik ve denedik ve oturduk 1 kilo içbaklayı çiğ çiğ yedik :) Birde yanında zeytin ve ekmekle deneyin :) Ama bu tarif gerçekten süper mutlaka tadın ...

Malzemeler

400 gr iç bakla
1 adet orta boy soğan
1 adet havuç
2 diş sarımsak
1 tepeleme tatlı kaşığı un
1/2 limon
bir kaç dal dereotu
1/2 çay bardağı zeytinyağ
1 çay bardağı su

Yapılışı

Baklaların dış kabuklarını soyalım. Orta boy bir tencereye zeytinyağını koyup tavla zarı büyüküğünde doğradığımız soğanları ve sarmsakları ilave edip biraz pembeleştirelim.Havuçları soğanlara ekleyip bir kaç dakika soteleyelim. Unu katıp iyice karıştıralım. Yıkanmış iç baklaları, limon suyunu, tuzu ve suyu ilave edelim.

Baklalar yumuşayıncaya kadar 10-15 dakika kısık ateşte pişirelim. Ocağı kapatmadan incecik kıyılmış bir kaç dal dereotunu ilave edelim.Ilınınca iterseniz yanına yoğurt ile servis yapabilrsiniz.
Afiyet Olsun ...

Patatesli Kek

Deneyin derim :)

Malzemeler

2 adet yumurta
1 su bardağı un
2 çorba kaşığı yoğurt
2 adet haşlanmış patates
Yarım çay bardağı süt
Yarım çay bardağı sıvıyağ
50 gram kaşar peyniri
1 çorba kaşığı limon suyu
4 dal maydanoz ve dereotu
1 paket kabartma tozu
1 çay kaşığı karbonat
1 çay kaşığı tuz

Yapılışı

Patatesleri yıkayın ve soyup küp şeklinde doğrayın. Maydanozla dereotunu iyice yıkadıktan sonra ince ince doğrayın. Kaşar peynirini bir kabın içinde rendeleyip üstüne süt, yumurta, sıvı yağ ve yoğurdu ilave ederek çırpın. Hazırladığınız yeşilliği, patates ve peyniri de ekleyerek geriye kalan malzemelerle birlikte iyice karıştırıp çırpın. Yağlanmış kek kalıbına kek hamurunu koyarak önceden ısıtılmış 180 derece fırında 25 dakika kadar pişirin. Servis tabağına alarak servis yapın.
Afiyet Olsun ...

Ekşili Köfte Çorbası

Bence vazgeçilmez bir çorba bazı yörelerde ana yemek olarak yapılıyor tercih sizin :)

Malzemeler

Bir Su Bardağı Yoğurt
1 Çorba Kaşığı Tepeleme Un
1 Yumurta
5-6 Su Bardağı Soğuk Su
Tuz ( Ilındıktan sonra katılır…)
5 Çorba Kaşığı Sıvı Yağ

Köftesi

250 gr Kadar Kıyma
1 Bardak Pirinç
1 Çay Kaşığı Tuz
Yeterince Karabiber, Nane


Yapılışı :

Önce köftesinden başlanarak, çorbanın yapımına başlanır.
Köfte malzemeleri bir arada karılarak, yoğrulur. Fındık büyüklüğünde köfteler elde edilir.
Derince bir tencereye 6 su bardağı soğuk su alınır. Kaynamaya başladığında, köfteler hafifçe içine ilave edilir. Bazı yerlerde köfteler önce unlanır, fazla unları silkelenerek tencereye kaynamak üzere eklenir.
Bir başka kapta, yoğurt, un ve yumurta çırpılır. Yavaşça yedirerek, içinde köftelerin kaynamakta olduğu sudan 1-2 kepçe karıştırılarak bu karışıma ilave edilir.
Bu terbiye işlemini hızlı yaparsanız, karışımın içindeki yumurtanın hızla pişmesine, dolayısıyla terbiyesinin kesilmesine sebep olursunuz.
Terbiyesi verilmiş karışımı, yeniden köftelerin olduğu tencereye ilave edip, kısık ateşte 15-20 dk. daha, ara ara karıştırarak pişirmeye devam edin.
Ilındıktan sonra sonra tuzunu ilave edin. Nane ve karabiberi yağda yakıp, çorbanın üzerine gezdirerek servise alın.Afiyet Olsun ...

Nişastalı Kurabiye


Annemin vazgeçilmez kurabiyesi sizlerle paylaşmak isterim deneyin süperr :)

Malzemeler :

125 gr margarin
1 bardak şeker
1 paket mısır nişastası
1 bardak un
1 kabartma tozu


Yapılışı;
Margarini eritin eriyince içine şekeri koyup onuda eritin ve ateşten alın. İçine diğer malzemeleri ekleyin iyice yoğurun ele yapışıyor hamur ama çok fazla yapışıyorsa 1-2 fincan daha un koyun. Avuç ayası ile yuvarlayın ve üzerine fındık badem koyun. 180 derecede 20 dk kadar pişirin. İlk başta biraz sert oluyor dinlendikçe güzelleşiyor.
Afiyet Olsun...

Pazartesi Sendromu :)

Oturdum ekranın karşısına Pazartesi yazısı yazayım dedim.
Pazartesi sendromuna karşılık.
Panzehir misali olsun hani :)

Aslında ben eskiden Pazar akşamlarını ve akşam üstlerini de sevmezdim.
Okul vardı...ertesi gün...Pazartesi.
Hatta belki de matematikten ya da ingilizceden sınav da olacaktı.
Offf!
Sıkıntı üstüne sıkıntı.

Ne Pazar akşamının sevimsizliği ne de pazartesinin soluk yüzü bizi etkilemeli. Her şey bizde bitiyor ve de başlıyor. Bazı arkadaşlarım yaşadıkları şehirleri sevmiyorlar, gitmek istiyorlar başka şehirlere. Başka şehirlere giderken de kendimizi götürüyoruz. Mutluluk ya da mutsuzluk hepsi kendi içimizde. Bilemezsek nasıl mutlu olacağımızı ve göremezsek ihtimalleri. Hep ıskalarız hem de her dafasında. O yüzden her şeye rağmen hem de pazartesilere rağmen mutlu olabilmeye çalışmalı...küçücük de olsa...birazcık da olsa. Çünkü ya hiç olmazsa ?
Bugün baharla konuştum ...




Bugün baharla konuştum, hem de akşamın tam da şu saatleri
Dedim ki;heyyy bahar ne de çabuk gelir geçersin
Dedi ki;ehh insan ömrü işte, neylersin!!

Sonra oturdum yanı başına güzel entarisine dokundum,etekleri papatyalı ve ortası beyaz göbekli bir de sinesine.Saçlarını sorma gitsin :) hep dalgalı, hep seferi, yolların adı gibi.Bazen siyah asfalt rengi, bazen kahve, bazen uzun uzayı da tan rengi ...Ama hep canlı, hep rüzgar yönü uçları..!

Dedim ki; heyyy bahar neden hep bitmelere gidersin
Dedi ki; ehh insan ömrü, neylersin!!

Onca kehanet okudum ona, onca yaşlı çınarlar dinledi.Bazen yağmur geldi soluklandı cılız bedenimde, bazen sert rüzgarlar şamarladı ensemi ve bazen kuşlar da mırıldandı bestemi!! Bereket aktı üzerimden, gideceğim yöne doğru hiç dönüp de bakmadı;

Dedim ki; heyyy bahar, neden bitmişliklerdir gübren, solgun bir yaprakta ne bulursun yada çürük bir ağaç gövdesinden nasıl da tap taze yeşerirsin!!
Dedi ki; ehh insan ömrü, neylersin!!

Sonra dönüp gitti, ardına baktı geleceğim der gibi... o hep genç haliyle, bense bir yaş kaybetmişliğimle, yüzüne baktım ve gitti... İşte yine bahar sarhoşluğu.Güller de açtı ama hepsi solgun, hepsi yalnız ve hepsi bir başka gonca peşinde aynı dalda gonca kalmak en çok güllere yakışıyor; bilir misin!!

Gönül istiyor ki (ve bu gönül kelimesi hep kurcalamıştır aklımı) hayatta sadece bir kelimeye sahip çıkılsın oysa o kadar savrulmuş ki mangal külleri hiçbir kelime uzamıyor bu baharda kaldırıp altına bakasım geliyor bir tatlı tebessümün ama hep eksik dişli kahkahalara dönüyor gördüklerim...

Hani diyorsun ya şair "kilitlenecek gözlerim" ve "bir ses arayacağım, düşle yaşam arası" O ses kimin sesidir ki, açar mı kapatılmış umudu, kaşa değer mi kirpik ya süresi veya adı ne olur ki açılmaların, bir çiçeğe benzeyecek hali yok ya bir ömre kaç çiçek sığar ki. Bilir misin ? Hep güneşe bakar ayçiçekleri oysa geceler boyun bükmek için mi var güneş ömre gecede doğar mı? ne dersin yada "özlemse beklemek" hangi yanına sarılmalı...

Umudu dilimize dolayan yaşamdır değil mi? Kavuşmalara doğru uzanan, kazanımların silahıdır belki de ha gayret diyebilmenin tetiği midir umut!! Göçen bir damın altından çıkabilme dürtüsü, solan bir bahçeyi yeniden yeşillendirme derdi. Uçuruma yuvarlanmış düşlerin parçalanmadan tutunabilme gayreti midir umut!! Kapı eşiklerinde gezinip, kedilerin aradığı her neyse bizimde her kapı zilinde, her telefon da, her mektup da, her penceremize yansıyan ışıkta aradığımız aynı mıdır!! Yoksa kediler bulamadıklarını, biz ise kaybettiklerimizi mi arar dururuz ve bunun adına hayli uzun bir kelime olan umut adı mı koyarız ?

Kendimi yaşamanın bir anlamı olmalı. Kendime verdiğim sözlerin de tutunduğu uçuk cümleler düşmeli söylemlerimin ortasına ki insan değer verdiklerini pazara çıkarırken, kendi yüzündeki domates rengini de görmeli çürümeye yüz tutmuş hormonel kimyasıyla asaleti enjekte edemeyiz umuda ve tezgah üstü sattığımızı geri alamayız asla aynı fiyata!! Benim kendi kaybettiklerime yanmam mıdır umudun ta kendisi veya bir daha asla dedirten kelime midir aslında... Uzun kuyruklu bir uçurmanın ipi ne kadarsa mesela!!

Umudunuz hiç bitmesin her anınız bahar havası gibi olsun .
SEVGİLERİMLE ...


HOSGELDİNİZ ...